ALZHEiMER
ANOREKSİA NERVOZA
BİPOLAR BOZUKLUK
BULiMIA NERVOZA
DELİRYUM (Akut Beyin Sendromu)
DELÜZYONEL BOZUKLUK
DEPRESYON
EREKTİL DİSFONKSİYON (psikojen.)
FOBİK BOZUKLUK
HİPOKONDRİYASİS
KİŞİLİK BOZUKLUKLARI
OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK
PANİK BOZUKLUK
POSTTRAVMATİK STRES BOZUKLUĞU
ŞİZOFRENİ
VAJİNİSMUS
YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU
YAŞLILIKTA DEPRESYON


 
ALZHEİMER
 


Alzheimer Hastalarıyla İletişim


Alzheimer hasta yakınları hastalarıyla iletişim kuraraken hem pratik hem emosyonel zorluklar yaşamaktadırlar. Hatta kimi zaman doktor ve hastası arasında da doktora zor anlar yaşatacak ditaloglar gelişebilmektedir. Bu neredeyse belli bir efor gerektirmektedir.

Hasta yakınları için iletişimi zorlaştıran önemli bir sebep, bakım veren kişinin hastanın sağlık sorunlarına odaklanıyor olması yani demansı, hastanın kendisinin ve bakmakta olduğu yakınıyla olan duygusal ilişkilerinin önüne geçmesidir.

Bölünmüş kimlik bütünlüğü  nedeniyle güvensizlik, korku, kaygı ve endişe gibi duygularla boğuşan demans hastasıyla açık uçlu ve etkili bir iletişim kurmak mümkün. Bilinçli geliştirilen bir iletişimde anlamlı diyaloglar hastanın tanıdığı ve sevdiği yüzlerle birleşince yaratacağı değişiklikler şaşırtıcı olacaktır. Böylece ilişki 'hasta-bakıcı' niteliğinden kurtulur, tekrar odağına sevgi yerleşir ve ilişki güçlenir. Hasta bu yolla rahatladığı ölçüde bakımda yaşanan zorlukların azaldığı gözlenecektir.

Pratisyenlerin önerilerini sunuarken iki yönlü empati geliştirebilmelidirler; hem hasta hem hasta yakını açısından. Bu sadece hastalığa eşlik eden psikisyatrik semptomların değil kognitif yeteneklere de olumlu etki edecektir. Bunun nedeni hastalığın seyrinin sadece fiziksel değil aynı zamanda davranışsal, sosyal ve çevresel yönlerinin olmasıdır. Amaç daima hastanın günlük yaşamında bağımlı olduğu aktivitelerin sayısını minimumda tutmak, becerilerin korunmasını teşvik etmektir.

Evde bakımda geçirilen zamanı tahmin etmeye çalışırsak ; beslenme, kişisel temizlik, tuvalet gibi temel ihtiyaçların karşılanması, çamaşır, bulaşık, yemek gibi ev işleri, faturaların ödenebilmesi için yapılan işler ve diyalog ya da diyalog girişimleriyle geçer. Ne yazık ki bu diyaloglar pek kalitatif değeri iletişim öğeleri değildirler. Bakımda tükenmişliği ortaya çıkaran bir neden de budur. Bu kısırlığı bir noktada kırmak gerekir.

Hastanın gerçeklerini kabul etme

Hastanın kimlik bütünlüğünü korumasına yardımcı olmak için hastanın gerçeklerini kendi ifade ettiği şekilde kabul etmek gerekmektedir. Hasta ne kadar bu hastalıkla yaşarsa hastalık o kadar ilerleyecektir. Hastalığı onunla beraber yaşarken fark edeceksiniz ki farklı bir gerçeklik anlayışı vardır.  Hastanın gerçekliğini reddetmek sadece onları korkutur. Kendilerine olan güvenleri biraz daha azalır, kabullenmesi gereken yeni gerçeklikler karşısında kafaları daha da karışır ve frusture olurlar.  Daha önce de bahsettiğimiz gibi kognitif düzeyde bir diyaloğu daha sonra hatırlamayabilirler fakat o iletişim anından kalan emosyonel anıyı saklayabilirler.

Bunu yalan söylemek olarak değerlendiren hasta yakınları var. Eğer hasta yakını kendini bu anlamda kötü hissedecekse hastanın söylediklerini sadece dinleyebilir. İlgilendiğini göstermelidir. Sadece anladığını bile söyleyebilir.

Onaylamak çok önemlidir. Kendimizi hastanın yerine koyarsak; kapalı bir yerdesiniz, dışarı çıkmanıza izin verilmiyor, etrafınızdaki insanlar sizden sürekli yapmak istemediğiniz şeyleri yapmanız için zorluyor (banyo yapmak gibi). Bu hastanın kendisini kaygılı hissetmesi için çok anlaşılır değil mi?

Hasta eğer anne ve babasının hala hayatta olduğunu, çocuklarının hala küçük olduğunu ve okuldan gelmek üzere beklediğini düşünüyorsabırakın dünyası böyle kalsın. Bunun ne hastaya ne de yakınlarına bir zararı yoktur. Hastayala bı j-konuda tartışmaya girmemek gerekir. Onun gerçeklerini onaylamazsanız üzülecek, sıkıntıya düşecek, sinirli davranışlar sergileyecektir. Bu da hastanın ve bakım veren kişinin enerjisini olumlu yönde kullanmak yerine harcamak olur.

Tekrarlar

Günlük hayatta cevabını hatrılayamadığımız bir soru bile bizi rahatsız etmeye yeter. Hastanın açısından düşünürsek hastanın güvenini sık sık tazelemek gerekir. Bunu kuracağınız iletşimle sağlayabilirsiniz. Sordukları her soru onlar için yeni bir soru. Vereceğiniz cevabı siz de ilk defa söylüyormuş gibi yapmalısınız. Eğer soruyu daha önce sorduğunu söylerseniz, soruda bir yanlışlık olduğunu anlayacak fakat bunun ne olduğunu anlayamayacak ve bu belirsizlik nedeniyle tedirginliğe kapılacaktır. Sonuçta tekrarlayan sorular yemek yenip yenmeyeceği, nerede veya kaçta uyuyacağı gibi sorular olacaktır. Ona sık sık odasını göstermeli,  çocuklarının henüz okuldan gelmediğini, yemeği birazdan yiyeceğini vs. söylemelisiniz.

Hastanız size birçok kere aynı hikayeyi anlatmış olabilir. Bu eskiden yaşadığı yerle, küçükken yaptığı birşeyle ya da çalıştığı yerle ilgili olabilir. konunun ne olduğu  önemli değil önemli olan bu hastanın iletişim kurmasının bir yoludur, kimliklerine bağlanmalarının bir yoludur. Diyaloglar kendi buldukları değil onu bulan diyaloglardır, bulabildikleri kelimelerle ilişkilerini canlı tutma çabalarıdır. Anlattıları he ne ise bunu daha önce anlattıklarını düşünmezler, bu onlar için ilk defa anlattıkları bir hikayedir. Aynı hikayeyi anlatmaya devam edebilir ta ki siz hastanın dikkatini başka bir şeye yöneltmeyi başarana dek. Fakat dinlerken ilgi gösterdiğinizi belli edecek jest ve mimiklerinizi eksik etmeyin.

Konuşmayı başlatmak, yönlendirmek ve bitirmek

Eğer  yakınınınz bir bakım evinde kalıyorsa karşılaşmalar zor olabilir. sizi hatırlamayabilir ya da her ziyaretinizde bunun endişesini taşıyabilirsiniz. Kapıdan girmeden derin bir nefes alın ve ziyaret öncesi yaptıklarınız ve sonrasında yapacaklarınızı bir kenara koyun, yüzünüze bir gülümseme yerleştirin.

Karşılaştığınızda sizin için sıfatını söyleyerek merhaba deyin.

Örn: Merhaba anne, ben geldim, Ayşe,nasılsın? 

Niçin orada olduğunuzu söyleyin ve onun özel olduğunu hissettirin.

Örn: Seni ziyarete geldim.

Cebinizde söyleyecek güzel birşeyleriniz olsun. Bu hergününü atnı evde birlikte geçiren hasta ve hasta yakınları için de geçerli.

Örn: Gömleğinin rengi ne kadar güzel. Sana çok yakışmış baba.


Bu konu hakkında sorularınız var ise, iletişim sayfamızdan bize iletin, yanıtlayalım.
      

Dr. Işın Baral Kulaksızoğlu'nun sitesidir. İçerik izinsiz olarak kullanılamaz.